Çocukların Değişen İlgileri ve Kaybolan ‘Çocukluk’
Televizyon ve şimdilerde internet, çocukların ilgilerinde belirgin değişimler yaratmıştır.
Ancak en önemlisi, çocukların kimi zaman kendi istekleri ile kimi zaman da yetişkinlerin izleme
tercihleri nedeniyle karşı karşıya kaldıkları çeşitli medya içerikleri, çocukları yetişkinlerin başa
çıkmada zorlandıkları bir kaygı dünyasına taşımaktadır. Bu anlamda etkileri, çocuklarda kültürel
kırılma ve ilgilerde kaymanın ötesine uzanmaktadır. Zira insanlar, genellikle televizyonda
normal olanın gösterildiğine inanmakta ve buna bağlı olarak televizyonda gördüklerinden
oldukça etkilenmektedirler (Menendz-Alarcon, 1993). Televizyon aracılığıyla, sürekli tekrarlarla
sunulan ve genellikle kaygı uyandıran haber içeriklerine ve görüntülere kolektif olarak maruz
kalınmaktadır. Bunların çocuk psikolojisi üzerindeki etkisinin yetişkinlere kıyasla nitelik açıdan
katlandığını düşünmek yanlış olmayacaktır .
Postman (1995) televizyon aracılığı ile çocukların, yetişkin dünyasına ait parasal,
toplumsal ve cinsel ilişkilere, kavga, çatışma ve şiddet olaylarına, hastalık ve ölümle ilgili
‘sırlar’a maruz kaldığına, bunun ise çocukluğun yok oluşu anlamına geldiğine işaret eder. Yine
Postman’a göre, bebekliğin tersine çocukluk biyolojik değil, toplumsal bir inşadır ve bu sosyal
gerçekliğe sahip çıkarak çocukların mutluluğunu gözetmek, sağlıklı bir toplum görüşünü
savunmak demektir. Öte yandan televizyon haberlerinde ve dizilerde tanık olduğumuz olaylar
ve kavramlar, çocuk dünyasına girmesi uygun görülmeyen yetişkin ilişkilerini aksettirmektedir.
Çocukluğun yitirilmesinde televizyon tek başına bir aktör değildir. Tüketim toplumu
içinde çocukluk ile yetişkinlik arasındaki ayırıcı çizgi hızla aşınmakta ve çocukluğun kendisi de
hızla tükenmektedir. Ayrıca birbirine benzeme, marka tutkusunun yaygınlaşması, çocuk
oyunlarının giderek yitmesi, sürekli can sıkıntısı halinin kalıcılaşması, çocukluğun tüketim
kültürü içinde yeniden biçimlenmesinin, yitirilişinin işaretleri olarak alınabilir (Akçalı, 2003).
Fakat diğer mecralar gibi televizyonun da ayakta kalması tüketim kültürünü başarıyla
üretmesine bağlı olduğundan televizyonun kamu hizmeti amacı son derece silikleşmektedir. Özel
televizyon kanallarının ticari kaygıları, kamu hizmeti anlayışı geliştirmelerini ciddi anlamda
baltalamaktadır. Oysaki özellikle küçük yaştaki çocukların korunması amacıyla, onların
kendilerine uygun programlarla karşılaşması, TV’de çocuk ve gençler için hazırlanan
programların niteliğine ve yayın akışında kapladığı alana bağlıdır .
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder